5 Eylül 2011 Pazartesi

cocuk hikayesi bölüm 2


Uzaklaşan Çocuk 2..

Rüya gibi bir düğünle evleneli 2 yıl olmuştu. Ekimde 3. yılı kutlayacaklardı ve bir hafta kalmıştı sadece buna. Her ne kadar düğün gecesi konvoylarından bir araba, yol kesip para istemeye çalışan bir çocuğu yanlışlıkla ezse de çocuğun hala hayatta olması ve mucize kurtuluşu gölgeleyememişti düğünlerini. Her şey dört dörtlüktü. Çocuğun üniversiteden en sevdiği arkadaşları eksiksiz katılmışlardı düğüne. Müzikler halaylar danslar her şey ama her şey onun istediği gibi olmuştu.
Çocuk her zaman ki gibi heyecan içinde içeri girdi. Elindeki poşetleri görünce Kocaman önce kızar gibi baktı ona ama sonra yıldönümünü hatırlayınca yüz ifadesini değiştirdi. Ama artık çok geçti çünkü Çocuk bu ifadeyi ezbere biliyordu. Çok önemsemedi bu bakışı Çocuk , ayakkabılarını çıkarıp poşetlerle birlikte odasına geçerken kapının ucundan nihayet bir kelime edebildi “ dünden kalan taze fasulye vardı dolapta” dedi ve kapının eşiğinden kayboldu görüntüsü. Kocaman bu konuşmayı daha önce de bekler gibi yüzünü önce anlamlı bir tebessüm belirdi ve kısık bir ses tonuyla dışarıda yemek yediğini belirtti Çocuğa . Sanki duvarlarla yalnız başına konuşmuştu da kimse cevap vermedi bile ona. Bir an için durup düşündü, sahi kiminle konuştu az önce?
Uğruna canını feda edecek kadar çok sevdiği bu güzeller güzeli sarışınla mı yoksa ikisinin de gece uyurken yani ikisi de başını yastığa koyduğu anda düşündükleri ve korktukları o kaçınılmaz sonla mı konuşuyorlardı? İkisi de korkardı bundan, gece başlarını yastığa koyduklarında hemen kapatmazlardı gözlerini ikisi bir birilerine “iyi geceler” derken birkaç saniye o kaçınılmaz gerçekliğin soğukluğu titretirdi kalplerini bir anda gözlerinin ışığı söner ve hayat karmaşaya doğru akardı onlar için, sadece birkaç saniyeliğine. İkisi de âşıktı birbirine ve bu onların geleceğini yeterince tehlikeli ve bilinmez yapmaya yetiyordu.
Kocaman bilgisayar başından kalkıp odasına gitmek için hareketlendiğinde içeriden gelen çığlıkla bir anda yıldırım hızında hareket ederek sanki o anda orada yani çığlığın geldiği yerde oluvermişti. Göz göze geldiler. Kocaman çığlığın büyüklüğünden olacak ki çok kötü bir şeyle karşılaşmaya hazırladı kendini ama öyle olmamıştı ve çocuk ona bakıp gülüyordu. Çocuğun güldüğünü fark ederken iş işten geçmişti artık yaşadığı şokla sarsılan Kocaman kötü bir manzarayla karşılaşmadığı için önce derin bir nefes aldı ve daha sonra kendini kontrol edemeyerek bağırdı! “lanet olsun sana aptal! Komik mi bu yaptığın? Kendini komik mi zannediyorsun ha? Salağın tekisin sen, şu yaptığına bak! Çocuksun sen Allah bel… Kocaman sözlerini tamamlamadan odada Çocuk  sesi yankılandı ve bu ses Kocamanın öfke dolu sesi kadar olmasa da yinede duyulacak kadardı. “Hamileyim ! Diyebildi yalnızca gözünden akarken yaşlar…. Birde cümlenin başına başka biri eklenmişti şimdi! Bir et parçası değildi sadece bu iki göz ve ayak değildi sadece bu. Bu ikisinden olma bir şey olacaktı belki oğlu veya kızı olacaktı. Bu ihtimalleri düşünmeye geçmeden sersemlikle birlikte anlamaya çalıştığı şeyi tekrar sorma gereği duydu bir an ve ağzını açıp soracaktı ki Çocuk bunu anlayarak kendisi bir hamle yaptı ve bir daha duyuldu o ses “ Hamileyim dedim !”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder