Uzaklaşan çocuk 3..
“Nazende” dedi Çocuk isim için fikrini soran Kocamana. Çocuk bencildi şımarıktı egosu büyük bir dağ gibiydi ve övülmekten çok hoşlanıyordu, kocaman bunu biliyordu ama onu olduğu gibi kabullenmişti ve sevmişti zaten fazla sorgulamıyordu bunu hem öyle ya birini sevmek için bir neden olması gerekmiyordu ve Kocaman bunu çok iyi biliyordu. İsim için kendi fikrini soracak mı diye beklemedi bile çocuğu çünkü sormayacağını biliyordu. Ve tabi ki kız mı erkek mi olduğu bile belli olmayan bir şey için tartışmak istemedi onunla. Yeni doğan güneş odalarındaydı ve güne beraber uyanmışlar, birbirlerine bakarken yakın zamanda evlerini ziyaret edecek olan minik misafir için heyecanlıydılar. Kocaman kalktı ilk yataktan kahvaltıyı bugün nedense o hazırlamalıydı diye düşündü. Bir an için kendiyle çeliştiğini zannetti ama aklına doğacak çocuk gelince adımlarını mutfağa doğru daha kararlı atmaya başladı.
Yumurta , zeytin , peynir bal ve tereyağı çocuğun en sevdiği kahvaltıydı. Kocaman daha çok domates salatalık biber yeşil zeytin severdi. Hepsinden özenle hazırlayıp masaya heyecanla yerleştirdi. İlk kez eşine kahvaltı hazırladığı için garip hissetti bir an kendini ama daha sonra bunun kendisinde bir eksiklik oluşturmadığını düşünerek kendinden emin bir şekilde yaptığı işe devam etti hatta neden daha önce yapmadım ki diyip hayıflandı bile. Derken on beş dakika evvel kaynaması için ocağa bıraktığı su kaynamıştı ve usulca bir ölçü kuru çayı demliğe boşalttı altına su alarak tekrar ocağa bıraktı ve altını kıstı.
Mutfakları iki kişilikti evleri çok küçüktü ve gelecek minik misafiri düşününce kocaman biraz tedirgin oldu o an, canını sıkmıştı bu durum çünkü henüz evleri yeni sayılırdı ve Kocaman bu evi çok seviyordu. Küçükte olsa bir bahçesi vardı ve bahçede hanidir yetiştirdiği o organik sebzeleri düşündü bir an için. Onlardan ayrılamazdı. Hem her şey bir yana o sıcak yaz gecelerinde bahçedeki hamakta çocukla birlikte sarılıp sallanmalarını düşündü bir an için. Bir an için yüzüne tebessüm geldi çünkü yıldızları saymayı burada öğretmişti çocuğa ve hatta bir gece birbirlerine romantik bakışlar atarken göz göz geldikleri bir an da çok sağlam bildikleri ip kopmuş ve ikisi de bir metreden kıç üstü yere yapışırken önce donup kalmış sonrada kahkahalarla birbirlerine bakarak iç geçirmişlerdi. Kocaman’ın tebessümünü bölen şey çayın kaynadığını haber veren fokurtu sesiydi. Çayı ocaktan indirip masaya bıraktı ve çocuğu kaldırmak için yatak odasına gitmeye karar verdi.
Yumurta , zeytin , peynir bal ve tereyağı çocuğun en sevdiği kahvaltıydı. Kocaman daha çok domates salatalık biber yeşil zeytin severdi. Hepsinden özenle hazırlayıp masaya heyecanla yerleştirdi. İlk kez eşine kahvaltı hazırladığı için garip hissetti bir an kendini ama daha sonra bunun kendisinde bir eksiklik oluşturmadığını düşünerek kendinden emin bir şekilde yaptığı işe devam etti hatta neden daha önce yapmadım ki diyip hayıflandı bile. Derken on beş dakika evvel kaynaması için ocağa bıraktığı su kaynamıştı ve usulca bir ölçü kuru çayı demliğe boşalttı altına su alarak tekrar ocağa bıraktı ve altını kıstı.
Mutfakları iki kişilikti evleri çok küçüktü ve gelecek minik misafiri düşününce kocaman biraz tedirgin oldu o an, canını sıkmıştı bu durum çünkü henüz evleri yeni sayılırdı ve Kocaman bu evi çok seviyordu. Küçükte olsa bir bahçesi vardı ve bahçede hanidir yetiştirdiği o organik sebzeleri düşündü bir an için. Onlardan ayrılamazdı. Hem her şey bir yana o sıcak yaz gecelerinde bahçedeki hamakta çocukla birlikte sarılıp sallanmalarını düşündü bir an için. Bir an için yüzüne tebessüm geldi çünkü yıldızları saymayı burada öğretmişti çocuğa ve hatta bir gece birbirlerine romantik bakışlar atarken göz göz geldikleri bir an da çok sağlam bildikleri ip kopmuş ve ikisi de bir metreden kıç üstü yere yapışırken önce donup kalmış sonrada kahkahalarla birbirlerine bakarak iç geçirmişlerdi. Kocaman’ın tebessümünü bölen şey çayın kaynadığını haber veren fokurtu sesiydi. Çayı ocaktan indirip masaya bıraktı ve çocuğu kaldırmak için yatak odasına gitmeye karar verdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder