8 Eylül 2011 Perşembe

ürkek 2


Çalan kapı ziline uyandı. Gözlerini açtığında sabahın ilk ışıkları odasındaydı. Perdesini asla tam kapatmazdı çocukluktan kalma bir alışkanlığıydı bu. İçeri girmek için bizden hiç bir bedel istemeyen Güneşe kendi ellerimizle engel koymak ona hep garip geliyordu. Güneş ışınları yüzünü okşarken hatırladı uzun zaman unuttuğu o gerçeği. Boyası eski ahşap kapılı bu evde mutluydu. Sonra bir an kapının çaldığını hatırladı ve fırladı yatağından. Kapıya doğru ilerlerken düşündü ihtimalleri. Kim olabilirdi bu saatte diye. Oturduğu ev müstakil evdi ve görevli çalışmıyordu. Haftada bir Çarşamba günleri gelirdi Veli efendi süt için ama bugün günlerden salıydı ve Veli efendi asla bu saatte gelmezdi sütünü satmak için. Derken kapıya yaklaştı ve nedendir bilinmez hiç yapmadığı bir şey yaptı ve “kim o” demeden açtı müstakil evinin ağır ve gıcırdayan kapısını. Kapı yavaş yavaş açılırken ansızın dün geceki gölgenin kapının açılan kısmından içeri süzüldüğünü fark etti. Gözleri yere doğru bakıyordu.! Ve yanılmış olamazdı. Evet, bu dün gece gördüğü gölgenin aynısıydı. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi oldu ve dehşetle irkildi olduğu yerde. Bir kez daha baktı içeri doğru süzülen gölgeye ve gölgenin sahibini tanımaya çalıştı. Her baktığında dehşeti bir kat daha artıyordu. Vücudundan dökülen soğuk terler bedenini sırılsıklam yapmıştı, elleri ve ayakları titriyordu. Başını kaldırıp gölgenin sahibine bakmak istedi ama yapamadı. Gölge adeta ruhunu ve bedenini kuşatmış, neredeyse nefes almasını bile engelliyordu! Bir an toplamaya çalıştı kendini derin bir nefes almak istediyse de bunu başaramadı. Vucudunu saran bu zehir o kadar kuvvetliydi ki sanki alacağı nefesleri bile o belirliyordu. Gölge biraz küçüldü, anlaşılan o ki içeri giriyordu artık. Adam ani bir hareketle kafasını kaldırıp gölgenin sahibine baktı. Yüzüne takınacağı tavrı bir türlü seçemedi. Bir saniye içerisinde yüzlerce hal aldı yüzü ve hala karar veremiyordu ne yapacağına. Sonunda göz göze geldiler ve ilk konuşan kapıyı çalan gölge oldu
- Merhaba Kocaman…



1 yorum: